MENÜ
Maltepe Escortpendik escort
alanya escort

KALBİNİN KATILAŞTIĞINI HİSSEDİYORSUN DEĞİL Mİ?

63 defa okunduYorumlanmadı kategorisinde, tarihinde yayınlandı
KALBİNİN KATILAŞTIĞINI HİSSEDİYORSUN DEĞİL Mİ?

 

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM

 

Hamd, görülen görülmeyen bütün âlemi yoktan var eden, zerresinden kürresine bütün kâinatı ilmiyle kuşatan, kulları için hidayet yolları yaratan, vahyi anlamaları için peygamberler gönderen, kendisini razı edecek fiilleri yapma gücünü veren, yegâne ilah ve rabb olan Allah (azze ve celle)’ye mahsustur.

Salat ve selam, Allah’ın kullarının listesinde birinci sırada yer alan, Allah’ın razı olduğu ne kadar amel varsa üzerinde barındıran, bütün Müslümanların benzemeye çalıştığı, güzel ahlakın tamamlayıcısı Allah Rasulu (sav)’e, tertemiz ehli beytine,

Ve yine selam, Allah Rasulu(sav)’ne en çok benzeyenler listesinde birinci sırada yer alan, Allah(cc)’ın insanlara örnek olarak gösterdiği, rızaya kavuşmak isteyenlerin, yaşamış oldukları hayatlarıyla kalplerini titreten, gözlerini dolduran, başlarını öne eğdiren sahabesinin üzerine olsun. Ve selam tabiine, teb-i tabiine ve bütün Müslümanların üzerine olsun.

İnsan yapısı itibariyle müsbet ve menfi olaylardan etkilenen bir varlıktır. Bu etkinin oluştuğu ilk yer ise kalbidir. Kalbin, insanın hareketlerine, bakışlarına, sözlerine yön veren bir özelliği vardır. Hatta öyle ki, kalp; bir Müslüman için, dikkatli olması gereken ve onun muhafazası uğrunda adeta kılı kırk yaracak kadar önem arz eden bir yerdir. Onu dikkatli olmaya teşvik eden olay ise, haraketlere, bakışlara, sözlere yön veren kalbin katılaşması gibi bir tehlikesinin söz konusu olmasıdır. Ve yine hareketlerdeki gevşekliğe, bakışlardaki nursuzluğa, sözlerdeki dengesizliğe sebep olan da yine bu bahsettiğimiz kalbin katılaşmasıdır.

Biz bu yazımızda kalbin katılaşmasından, katılaşan kalbin düştüğü durumlardan bahsetmeye çalışacağız inşaAllah.

“…Haberiniz olsun ki, bedenin içinde bir lokmacık et parçası vardır ki iyi olursa bütün beden iyi olur; bozuk olursa bütün beden bozulur. İşte o(et parçası)kalbdir.”(Buhari/İman-39, Müslim/Müsakaat-107)

Yazının başından beri kalbin özelliğinden bahsetmeye çalışırken, ölçü aldığımız nokta Allah Rasulu (sav)’in dikkat çektiği şeydi aslında. Allah Rasulu (sav) meseleyi özetlemiş. Bize ise bunu detaylandırıp, alınması gereken ibretleri almak düşer.

Hadiste geçen Mudga; Et parçası demektir. Burada kalbe et parçası denilmesi be­denin diğer uzuvlarına nisbetle kalbin küçüklüğünü göstermek içindir. Bununla beraber kalb bedenin sultanı mesabesinde olup vücudun salâh ve fesadı ona bağlıdır. O iyi olursa teb’ası mesabesinde bulunan sair âzalarda iyi olur. Tıbb ilmine göre nutfeden ilk meydana gelen uzuv o imiş. Bütün kuvvetlerin, ruhun, idrakin menşeleri odur. Akıl da ondan başlar. İşte burada kalbin hassaten zikir buyurulması bu mânâlardan dolayıdır.

Hadîs-i şerîf kalbi ıslâha çalışmak, onu fesaddan korumak gerektiği­ne delâlet etmektedir.( Ahmed Davudoğlu, Sahih-i Müslim, Tercüme ve Şerhi)

Vücudun salah ve fesadının bağlı olduğu yere karşı insan dikkatli olmadığı takdirde Rabbine karşı tutumunda zafiyete düşecektir. Çünkü kalbin böyle bir özelliği mevcuttur. Tabii ki bunun katılaşmasına sebep olan etkenler mevcuttur. Katılaşan kalplerin temsili olan bir hadisten bahsederek başlayalım.

“Kul bir günah işlediğinde kalbinde siyah bir nokta oluşur.Tevbe ettiği takdirde cilalanıp silinir. O günahı tekrar işlediği/günaha devam ettiği zaman, o siyah nokta da gittikçe büyür, kalbi istila eder. İşte bu husus, “Hayır, bilakis işledikleri günahlar, onların kalplerini paslandırdı.”(Mutaffifin/14) ayetinde geçen paslanmadır.”(bkz. İbn Cerir et-Taberi, ilgili ayetin tefisiri)

Günahların, insanın şuuruna etki eden yönü vardır. Mücadelenin zayıflaması, gevşeklik, umursamazlık gibi hasletler işlenen günahların birer neticesidir.

Kalp katılaşmaya devam ettikçe hatalar, tavizler de artmaya devam edecektir.

Üzerinde hassasiyetle durulması gereken nokta, kalbin katılaşmaya hangi olayla başladığını tespit etmeye çalışmaktır. Bu araştırma Kur’an ve Sünnet merkezli olmalıdır. Allah bu çabayı gösteren kuluna yardım edecektir.

Dedik ya bunun belli başlı sebepleri vardır diye; Belki o sebepler şunlar olabilir;

1)Eğer ki kul Allah’ın yardımını unutursa o kalp katılaşmaya yüz tutacaktır.

Kulların hayatında belli başlı dönemler mevcuttur. Gerek maddi gerek manevi açıdan bunalım yaşadığı zamanlar olur. Mesela; dönem gelir, bir evin kirasını dahi ödeyemeyecek bir durum olur ama bunu imtihan olarak değerlendirip mücadeleye devam eder hız kesmez. Keza gün gelir, kendisini taşıyacak düzgün bir aracı olmaz, sürekli yolda bırakır, ittirmek zorunda kalır ama bunu da imtihan olarak değerlendirir ve mücadelesine devam eder hız kesmez. Fakaaaat gün gelir de Allah onu bugünlerden kurtarır; evin kirasını rahat ödeyebilceği, sorun çıkarmayan araçlara bineceği dönem geldiğinde, eğer şımarırsa, Allah’ın yardımını unutursa ve en nihaye mücadele de zayıflarsa kalp kaskatı kesilir. Ve öyle bir hale gelir ki, evin kirasını ödeyemediği, aracı ittirdiği o günleri özlemeye başlar. O zaman ki mücadelesini, şuurunu ister ama kalp katılaşmıştır bir kere. İhtiyaç halindeyken kalbin katılaşmasına engel olan şey, tüm zorluklara rağmen çalışmaksa, mücadele etmekse, bolluk içindeyken de bunu Allah’ın rahmeti olarak bilip daha da fazla mücadele etmeli, hatta kısıtlı olan zamanlarından daha fazlasını ortaya koymalıdır. Eğer bu ayarı iyi tutturamazsa kalbi kararmaya yüz tutacaktır. Güneş doğduğunda buzlar nasıl eriyorsa, kalplerin katılığı da öyle eriyecektir. Mesele güneşin doğudan gelmesi ve onu getirmeye sebep olacak o mücadelenin verilmesidir. Ya da o mücadelenin geri getirilmesidir.

Allah’ın rahmetini, yardımını unutmak ağır suçtur. Zor geçen zamanlarda gösterilen dayanıklılık Allah’ın rahmetini celbeder. Yukarıda örneğini verdiğimiz gibi refaha kavuşur da şımarırsa Allah yardımını çekecektir. Çünkü o zor zamanda kulun yaşadıklarında dersler ve ibretler mevcuttur. Mesela o dönemlerde ailesiyle daha sıkı bir bağlantısı vardır, birbirlerine sabrı tavsiye eder ve zorluklara beraber göğüs gererler. Kanaat bu dönemde zirvelerdedir. Allah’tan gelene razı olma hususunda ciddi adımlar atılır. Birlik ve beraberliklerini her geçen gün daha da arttırırlar. O dönemlerde ki bu birlik ve beraberlikteki dayanışmanın verdiği huzur, kelimelerle ifade edilemeyecek dereceye ulaşır. Maddi anlamda ciddi bir problemde yaşansa bolluk içinde olanları kıskandıracak bir hayatları vardır aslında.İşte buna benzer hasletler Allah’ın sevdiği ve müthiş yardımını gönderdiği durumlardır. Ve gün gelir bu aile refaha ulaşır. O zor günler geride kalmıştır artık. Allah şükürlerinden sebep nimetlerini onlar için artırmıştır. Daha da fazla şükretmeleri için. İmkânları el vermediğinden dolayı yapamadıkları mücadeleyi, artık rahatlıkla yapabilsinler diye Allah yağmur gibi yağdırır rahmetini, nimetlerini.

Heyhat, nankör olan insan kalkar bu nimetlerle daha da çok mücadele edeceğine, rahata takıp mücadelesini bırakır.Bu nimetler onları oyalar, kandırır ve birlik ve beraberlik içinde olan bu aile parçalanmaya başlar. Birbirlerine olan sevgileri azalır. Eski dayanışmaları kalmaz. Sabrı tavsiye mi ? Unuttukları bir vazife haline gelir artık onlar için. Yumuşak kalpler artık kaskatı kesilmiştir. Ve kalbin arızaları tek tek gün yüzüne çıkmaya başlar.

Ve o kalp eğer ki hatalarını eksiklerini şuur zayıflamasını kendi nefsine değilde, dışında gelişen olaylara, etrafta var olan gevşekliklere, ailenin diğer fertlerine bağlarsa durum içinden çıkılmayacak bir hal alır. Hatta bununla da kalmayıp bu gevşeklikleri diline dolayıp gıybete varan bir fiile dönüşürse bu hal aile için pimi çekilmiş bir bombanın verdiği zarardan daha zararlı olacaktır.

Bu hatayı bir kişiye bağlamak bir olaya bağlamak yanlıştır. Ailenin babası, aile fertlerine karşı olan sorumluluklarını; onlara örnek olma, hatalarını düzeltme, şefkat gösterme ve dik durma noktasındaki tutumlarını gözden geçirirse yani sorunu kendinde ararsa mesele hallolacaktır.

Sadece baba mı? Tabii ki hayır… Anne ise, neslin yetişmesindeki oynadığı rolünü gözden geçirip kendi eksiklerini araştırmalıdır, baba evde yokken onları aileyi bir arada tutmak annenin işidir.

Bitti mi? Hayır. Çocuklarda anne ve babalarına olan itaatlerini sorumluluklarını, birbirlerine olan kardeşlik bağlarını gözden geçirip eksiklerini tespit etmelidir. Bir aile ancak bu şekilde ayakta durur, zorlukta da kolaylıkta da, refah içindeyken de onları bir arada tutacak olan şey; sorumluluklarını yerine getirip, birbirleri için kendilerini feda edecek tutumlarını muhafaza etmek olacaktır. Birbirlerinin eksikliklerini kapatacak düzeyde olmalarıdır.  Ve en önemlisi de bunları kaybetmemeye çalışmak olacaktır. Bu da ancak Kur’an ve Sünnet merkez alınırsa muhafaza edilir. Çünkü Kur’an’ın ve Sünnet’in katılaşan kalpleri eriten, kendisine uyanları bir arada tutan, onlara hakkı gösteren, hatlarını anlatan eskimez bir özelliği vardır. Eğer ki bu konuda o aile geç kalırsa, Allah’ın emrini yerine getirmede arkada kalırsa;

 “İman edenlerin Allah’ı anma ve kendilerine inen Kur’an sebebince kalplerinin ürperme vakti gelmedi mi ? Onlar, kendilerinden önce kitap verilenler gibi olmasınlar; aradan UZUN ZAMAN geçti de kalpleri katılaştı.Onlardan çoğu fasık olanlardı.”(Hadid/16)

Devam edecek… (İnşaAllah)

 

VELHAMDULİLLAHİRABBİLALEMİN

 

TEVFİK ALLAH(CC)’TANDIR.

 

SELAM VE DUA İLE…

 

 

 

 

Mu'sab DOĞANTüm Yazıları
Yorum Yaz