MENÜ
Maltepe Escortpendik escort
alanya escort

Kâinata Bakışımız Nasıl Olmalı

548 defa okunduYorumlanmadı kategorisinde, tarihinde yayınlandı
Kâinata Bakışımız Nasıl Olmalı

 

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM

 

KÂİNATA BAKIŞIMIZ NASIL OLMALI

Hamd gökleri ,yeri ve ikisi arasındakileri emsalsiz yaratan, Rahman sıfatı ile mahlukata merhamet eden Rahim sıfatıyla müminlere sonsuz rahmet eden asileri kahrı perişan eden hükmünde ortağı olmayan tek İlah Rab ve Mabud alemlerin Rabbı Allah’a dır.

Salat ve Selam son Resul yaşayan Kur’an Hz.Muhammed’e aline, ashabına ve önderi Rasulullah (sav) rehberi Kur’an olan müminlerin üzerine olsun.

 

وَلِلّهِ يَسْجُدُ مَا فِي السَّمَاوَاتِ وَمَا فِي الأَرْضِ مِن دَآبَّةٍ وَالْمَلآئِكَةُ وَهُمْ لاَ يَسْتَكْبِرُونَ

 

Göklerde ve yerde bulunan canlılar ve melekler büyüklük taslamadan Allah’a secde ederler.

(Nahl Suresi 49 SECDE AYETİ) 

 

وَإِذْ قُلْنَا لِلْمَلاَئِكَةِ اسْجُدُواْ لآدَمَ فَسَجَدُواْ إِلاَّ إِبْلِيسَ أَبَى وَاسْتَكْبَرَ وَكَانَ مِنَ الْكَافِرِينَ

 

O Vakit meleklere ; Adem’e secde edin demiştik.(Cinlerden olan ) iblis hariç, hemen secde ettiler. o dayattı ve büyüklük tasladı, böylece kafirlerden oldu.

(Bakara Suresi 34)

 

Allah subhanehu ve teala’nın zatı dışında her şeyin bir başlangıcı vardır. Küfrün başlangıcı, küffarın önderi lanetli iblis Bakara Suresi 34. Ayette kendisine yapması uygulaması emredilen bir emir karşısında ki tutumu sebebiyle kafirlerden oldu. Dikkat ediniz haram (yapılmaması emredilen veya helal (yapılması emredilen) bir hükmü uygulamayı terk etmenin pişmanlığı ile günahkâr olmak başka bir şey, Allah’ın emrettiklerine itaat ve boyun eğmemede dayatarak büyüklük taslayan kafir olmak başka bir şey. Lütfen bu ikisini karıştırmayınız.

 

Şu hâlde yaratan, yaratamayan gibi olur mu? Artık siz düşünmez misiniz? Hâlbuki Allah’ın nimetini saymaya kalksanız onu sayamazsınız. Şüphesiz Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir. Allah, gizlediğinizi de açığa vurduğunuzu da bilir. Allah’ı bırakıp da taptıkları şeyler, yaratılmış olduklarına göre hiçbir şey yaratamazlar. Onlar, diri olmayan cansız varlıklardır! Ne zaman dirileceklerinin de şuuruna varamazlar. Sizin ilâhınız tek bir ilâhtır. Ahirete inanmayanların  kalpleri bunu inkâr etmekte, kendileri de büyüklük taslamaktadırlar.

 (NAHL SURESİ 17 – 22)

Tarih boyunca insanların çoğunluğu Allah’ı (subhanehu ve teala) yaratıcı olarak kabul etmekle birlikte alemleri yoktan var eden Allah’ın indirdiği hükümleri tarif ederek veya taassup ile hiçbir ilme dayanmayan kupkuru zan olan heva ve heveslerinin istekleri üzere bir hayat tüketerek Rahman’ın vaad ve tehdit ettiği cehennem akıbetine kavuştular. Büyük bir hüsran ile hiç bitmeyecek bir hayata ve geri dönüşü olmayan bir akıbete muhatap oldular. Soludukları havadan, içtikleri sudan çok daha fazla ihtiyaçlarının olduğu vahye sırt ve yüz çevirerek ölümün öldürüldüğü bir aleme gözlerini açtılar. Vahye göre hayatını şekillendirmeyenler Rahman’a gönülden teslim olup itaat etmeyenler kendi nefislerine zulmettiler. Saymaktan acze düşülecek derecede bol nimet ve Dünya insanların çoğunluğunu aldattı. Dil ile, beden ile ve kalp ile şükretmek gerekirken bunca nimeti bahşeden Allah subhanehu ve teala’ ya itaati bırakıp nefislerinin ve şeytanın vesveselerinin esareti altında nankör olarak yaratılmış mahluklara gönülden sevgi ve bağlılıkla onları Allah’a eş ve ortak koşarak Allah’ın rahmetinden uzaklaştılar.

 

* CEHENNEMDEN BAHSEDEN HADİS VE AYETLER ÜZERİNDE DÜŞÜN ?

 

Enes bin Malik hazretlerinden nakledilmiştir. Resulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: Cehennemliklerden dünya ahalisinin en nimetli ve en refahlısı olan kimse kıyamet gününde getirilir ve ateşe bir daldırılışla daldırılır. Sonra ona: “Ey Âdemoğlu! Sen hiçbir hayır gördün mü? Sana herhangi bir hayır uğradı mı?” diye sorulur. O kul: “Hayır, vallahi uğramadı ya Rab!” der. (Müslim, İbni Mace)

Enes bin Malik hazretlerinden nakledilmiştir. Resulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: Allah-u Teâlâ cehennemliklerin en hafif azaplısına: “Dünya ve dünyadaki her şey senin olsa şu azaptan kurtulmak için onu fidye olarak verir miydin?” der. O kul: Evet, fidye olarak verirdim.” der. Bunun üzerine Allah-u Teâlâ: “Sen Âdem’in sulbündeyken ben senden şimdi göze aldığın bu fedakârlıktan daha kolay bir şey

istemiştim, bana hiçbir şeyi ortak kılmaman. Fakat sen bana ortak kılmaya devam edip durdun.” (Müslim, Buhari )

Numan İbni Beşir hazretlerinden nakledilmiştir. Resulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: Kıyamet günü insanların azap cihetinden en hafifi şu kimsedir ki, iki ayağının çukurları altına iki ateş koru konulur da ondan beyni kaynar. Bakır kazanın ve tencerenin kaynadığı gibi.” (Buhari, Müslim ve Tirmizi)

Ey nefsim! İşittiğin azaba karşı seni kim koruyacak? Saltanatın mı? Evlatların mı? Malın mı, makamın mı? Yoksa bilmediğimiz yardımcıların mı var? Hâlbuki Allah-u Teâlâ: “O gün onların hiçbir dostu olmaz ve malları ve evlatları onlara fayda vermez.” buyuruyor. Rabbinin sözüne itimadın yok mu? Ey nefsim! Rabbimiz, meleklerine: “Tutun onu ve bağlayın. Sonra onu Cehenneme atın. Sonra da onu boyu yetmiş arşın olan zincire vurun.” diye emrettiğinde halin nice olur? İbni Abbas hazretleri bu zincir hakkında şöyle buyurmaktadır: Bu zincir, kişinin arkasından girdirilip ağzından çıkarılır. Sonra çekirgeler çöpe nasıl dizilirse, onlar da öylece dizilirler ki bir daha ayakları üstü kalkamasınlar. (İbn-i Kesir)

Şüphesiz ki ayetlerimizi inkâr edenleri ateşe sokacağız. Derileri piştikçe azabı duysunlar diye, kendilerine başka deriler vereceğiz. Muhakkak ki Allah azizdir ve hakimdir. (Nisa 56)

Cehennemdekiler, cennettekilere: “Bize biraz su akıtın veya Allah’ın size verdiği rızıktan bize de verin.” diye seslenirler. Cennettekiler de: “Allah, bunların ikisini de kâfirlere haram kıldı.” derler. Onlar ki, dinlerini bir eğlence ve oyun yerine koydular ve dünya hayatı kendilerini aldattı. Onlar, bugüne kavuşacaklarını nasıl unuttular ve ayetlerimizi nasıl inkâr ettilerse, biz de bugün onları böyle unuturuz. (Araf 50-51)

Ardından da Cehennem vardır, orada kendisine irinli su içirilecektir. Onu yudum yudum içecek, fakat yutamayacaktır. Ölüm ona her taraftan geldiği halde ölmeyecektir. Arkasından da çetin bir azap gelecektir. (İbrahim 17)

Cehennem ateşi uzak bir mesafeden kendilerine görününce, onun hışımlanmasını ve uğultusunu işitirler. Elleri boyunlarına bağlı olarak onun dar bir yerine atıldıkları zaman da oracıkta yok olmayı isterler. Onlara şöyle denilir: Bu gün bir defa yok olmayı değil, nice yok olmaları isteyin! De ki: Bu mu daha hayırlı, yoksa takva sahiplerine vaad olunan ebedilik cenneti mi? (Furkan 12-15)

İnkâr edenlere gelince, onlara Cehennem ateşi vardır. Hüküm verilmez ki ölsünler, kendilerinden azap da hafifletilmez. İşte biz, her nankörü böyle cezalandırırız. Onlar, orada şöyle feryat ederler: “Ey Rabbimiz! Bizleri çıkar, yaptıklarımızdan başka salih bir amel yapalım.” Onlara şöyle denir: “Size düşünecek olanın düşüneceği kadar bir ömür vermedik mi? Hem size uyarıcı da gelmişti. O halde tadın azabı. Zalimleri kurtaracak bir yardımcı da yoktur.” (Fatır 36-37)

O gün Allah’ın düşmanları cehennem ateşine sürülmek üzere hep bir araya toplanırlar. Nihayet oraya vardıkları zaman kulakları, gözleri ve derileri yaptıkları şeyler hakkında onların aleyhinde şahitlik ederler. Onlar derilerine: “Niçin aleyhimize şahitlik ettiniz?” derler. Derileri de: “Bizi her şeyi konuşturan Allah konuşturdu, sizi ilk defa yaratan da O’dur ve siz yine O’na döndürülüyorsunuz.” derler. Siz kulaklarınızın, gözlerinizin ve derilerinizin aleyhinizde şahitlik edeceğinden korkarak kötülükten sakınmıyordunuz. Yaptıklarınızdan birçoğunu Allah’ın bilmeyeceğini zannediyordunuz. İşte Rabbiniz hakkında beslediğiniz bu zannınız sizi helak etti de zarara uğrayanlardan oldunuz. Şimdi eğer dayanabilirlerse onların yeri ateştir. Yok, eğer hoşnutluğa dönmek isterlerse, artık onlar hoşnut edileceklerden de değildir. (Fussilet 19-24)

Rablerini inkâr edenler için Cehennem azabı vardır. O, gidilecek ne kötü bir yerdir! Oraya atıldıklarında, onun kaynarken çıkardığı uğultuyu işitirler. Az daha öfkeden çatlayacak. Her ne zaman oraya bir topluluk atılsa, onun bekçileri onlara: “Size korkutucu bir peygamber gelmemiş miydi?” diye sorarlar. Onlar der ki: “Evet, bize uyarıcı geldi; ama biz yalanladık. Onlara: “Allah hiçbir şey indirmedi, siz ancak büyük bir sapıklık içindesiniz.” dedik. Ve onlar der ki: “Eğer biz dinleseydik yahut düşünüp anlasaydık şu çılgın ateşin halkı arasında bulunmazdık!” (Mülk 6-10)

“ Sizin ilâhınız tek bir ilâhtır. Ahirete inanmayanların  kalpleri bunu inkâr etmekte, kendileri de büyüklük taslamaktadırlar.”(Nahl 22)

Dikkat edilmesi gereken bir genelleme yapılarak ”Ahirete inanmayanlar bunu inkar etmekte” ifadesiyle zikredilmeyerek Allah subhanehu ve teala inkarın yerinin kalp olduğunu zikretmekte. Dilleri ile Allah’a ve Ahiret gününe inandıklarını iddia edenlerin kalplerinde haşyet duydukları neler ? Arzu ettikleri peşinden koştukları Dünya mı ? Ahiret mi ? İnsanın Kalbi tefekkür ettiği hayalini kurduğu ney ise elde etmek istediği ona karşı iştiyak duyar. Elde etmek istediğimiz iştiyak duyduğumuz Dünya mı ? Ahiret mi ? Dünya içindekiler ile birlikte yok olacak. Ahiret ise Allah’a gönülden sevgi, itaat ve teslimiyet ile bağlı olan müminler için ebedi saadet yurdu.

Cehennem azabına nasıl dayanırsın? Senin cesaretin cehaletinden geliyor; ölümü ve cehennemi düşünmemekten kaynaklanıyor. Ama bil ki, gözünü kapamakla seni bu dünyada durdurmazlar. Bir gün “Haydi dışarı” diyecekler. Gel, dünya sana “haydi dışarı” demeden önce, sen ona “haydi dışarı” de, gönlünden onu çıkar ve kurtul!

 

                               ELHAMDULİLLAHİRABBİLALEMİN

 

Faris ÇİFTÇİTüm Yazıları
Yorum Yaz