MENÜ

Hz.Safiyye (R.A.)

202 defa okunduYorumlanmadı kategorisinde, tarihinde yayınlandı
Hz.Safiyye (R.A.)

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM

Hamd, gökleri, yeri ve ikisi arasındakileri emsalsiz ve misalsiz bir biçimde yaratan bizlere hidayet olarak Kur’an-ı bahşeden Rahman, Rahim din gününün sahibi olan Allah azze ve celle’ye mahsustur.

Salat ve selam Alemlere Rahmet olarak gönderilen kendisine tabi olunmadığı müddetçe Cennet’in hayal dahi edilemeyeceği son nebi, son Rasul, son uyarıcı Hz. Muhammed(sav)’e onun ehli beytine, Ashabına, bu güne kadar yaşamış ve bu gün yaşamakta olan ve kıyamete kadar yaşayacak olan bütün mü’minlerin üzerine olsun inşaAllah….

Hz. Safiyye, Cesaretiyle Yahudi’yi öldüren ilk Müslüman kadın.

Aslan avcısı, Cennet Şehitlerinin Efendisi Hz.Hamza’nın kız kardeşi savaşçı ve Cennetle müjdelenen on kişiden olan Zübeyr bin Avvam’ın annesi.

Kainatın Efendisi Hz. Muhammed (sav)’in hem halası hemde teyze kızı oluyordu. Onlar aynı zamanda yaşıt olup beraber büyüdüler. Bu nedenle Hz. Safiyye Hz. Muhammed(sav)’i çokça severdi.

Hz. Safiyye önce Haris ibni Harb ile evlendi. Bir oğlu oldu. Haris ölünce Hz.Hatice annemizin kardeşi Avvam ibni Huveylid ile evlendi. Bu evliliğinden Zübeyr, Saib ve Abdulkabe adında üç oğlu oldu.

Peygamber Efendimiz’in (sav) Hz. Hatice ile evlenmesiyle aralarındaki ilişki ve bağlılık daha da güçlendi. Hz. Safiyye Hz.Muhammed(sav)’e karşı her zaman şefkat göstermiş sevgisini, merhametini ondan esirgemiştir.

Cibrili emin Muhammedul emine en büyük emniyetin ve güvenin kaynağı olan ilahi kelamın ilk beş ayetini getirdiği zaman imanın mesajları mekkenin sokaklarında şöyle bir duyulduğu zaman birkaç insan O iman halkasının içine dahil olurken Hz. Safiyyen’nin oğlu Zübeyr bin Avvam 16 yaşında 5. Sırada o halkayda yer almıştır. Zübeyr’in arkasından Hz. Safiyye’de ilk iman edenlerden olmuştur.

Daha ilk günlerden onlar imanın şerbetini Aleyhisselatu vesselam’ın elinden içmişlerdir.

Efendimiz Hz. Muhammed (sav)’e “Önce en yakın akrabalarını uyar” Ayetini Allah’u Teala indirdiğinde Aleyhisselatu vesselam akrabalarını topladı ve onlara şu hitapta bulundu.

Ey haşimoğulları Ey Abdulmuttalip oğulları Ey Zubeyr’in annesi ve halam Safiyye ve Ey Muhammmed(sav)’in kızı fatıma nefsinizi koruyun. Akrabam, yeğenim babam Peygamber diye zararı önleyemem, sizin için hiçbirşey  yapamam. Ama benim malımdan istediğinizi isteyin.

Ne demek istiyordu Efendimiz(sav) Ey amcam, Ey halam Safiyye, Ey kızım babam, amcam, yeğenim peygamber diye bana güvenmeyin Vallahi yarın Allah(cc) katında ben bile sizin için bir şey yapamam derken ne demek istiyordu. Peygamber kızı olmak, peygambere amca olmak peygambere hala olmak peygamberin evinden olmak size bir değer kazandırdı. Ama her değerin karşılığında o değere uygun bir biçimde O değere uygun bir ağırlıkta sorumluluk her sorumluluk her zaman dengelidir. O şeref size sorumluluğu da ağır bir biçimde yükler. Sorumluluğu yerine getirin yoksa ben sizin için hiçbir şey yapamam. Bu çok ağır bir söz anlayanın idrak edebilenin belini yıkacak bir söz…

Bugün bizlerin hali ne acıdır. Müslümanız diyoruz. Son Peygamberin ümmetiyiz diyoruz. Peki bunlar ne kadar sorumluluk vermiş bizlere ve ne kadar farkındayız sorumluluğumuzun. Kimliklerde dinin İslam yazmasına, manasını kıymetini bilmeden kıldığımız namazlara, kim için ne için tuttuğumuz bu dinin emirleri ne kadar aratırdık.

Bilhassa biz kadınlar işin, gücün, gezmeden arta kalan vakitlerin arasında sıkıştırdığımız birkaç amele güvenip malayani işlere dalmışız. Geçici ve fayda vermeyecek dünyalıklar için ebedi olan hayatımızı bir kenara atmışız.

Allah celle celaluhu  Ankebut 64.ayeti Kerime’de “Bu dünya hayatı bir oyun ve eğlenceden ibarettir. Ahiret yurduna gelince asıl hayat odur. Keşke bilmiş olsalardı.” Buyurmuş. Bizler mukabelelerde Perşembe, Cuma günleri sürekli okuduğumuz, hatimler indirmek için yarıştığımız kadar anlamak,idrak etmek için mücadele etseydik belki de toplum şuanda bu halde olmazdı. Çünkü nesilleri kadın yetiştirir. Ey kadınlar bizler Kur’an ahlakıyla yetişseydik nesilde Kur’an ahlakıyla yetişirdi. Fitne, Fahşa, Fuhuş, İçki, Kumar kısacası bu zillet ortamı oluşmazdı. Önce biz anlayacağız ilahi mesajı yaşayacağız ki nesillere aktaralım. Önce biz düzeleceğiz ki nesil düzelsin bunun yoluda ilim öğrenmekten geçmektedir. Peygamber Efendimiz(sav) “İlim öğrenmek her mü’min kadın ve erkek üzerine farzdır” buyurmuş.

Peygamberimizin(sav) davetini kabul eden Hz. Safiyye İslamı seçmiş oğlu Zübeyr  bin Avvam’da İslam ile şereflenmişti.

Hz. Safiyye tebliğ  ve davet görevinde bulunuyordu. Bizler bugün bırak daveti, tebliği mensubu olduğumuz dini öğrenmek için çocukları, yağmuru, sıcağı, soğuğu bahane edip evlerden çıkamıyoruz Hz. Ömer(ra) “Dininizi iyi öğrenin yoksa yaşadığınızı din zannedersiniz” buyurmuş. Ne kadar anlamlı bir söz şuan bizlerin hali gibi Kur’an ve Sünnet yerine kulaktan duyma ordan burdan öğrendiğimiz gibi yaşayıp hayatlarımız batılla meşgul edip Allah(cc)’nun cennetini kazanabilceğimizi zannediyoruz!

Hz. Safiyye bu dine iman ettikten sonra mücadelenin, tebliğ ve davetin gerektiğini anlamış. İslamın azılı düşmanı olan kardeşi Ebu leheb’in imana gelmesi içinde çok mücadele etmiştir. Fakat kalp gözü kör olan ebu leheb:

  • Zaten kadınların sözleri erkeklere ayak bağıdır deyip imana gelmeyi reddetmiştir. Hz. Safiyye ondan ümidini kesmişti.

Davet görevi yanında çocuk terbiyesi ve yetiştiriciliği konusunda da öndeydi. Nitekim oğlu Zübeyr bin Avvam cennetle müjdelenen on kişiden biri oldu. Hz.Safiyye Mekke’de İslam uğrunda her türlü fedakârlıkta bulundu. Diğer Müslümanlar gibi işkence ve horlanmalara maruz kaldı. Efendimizin acılarına ortak oldu. Mizaç olarak gözü pek cesur ve korkusuz bir İslam hanımıydı. Kardeşi Hamza’dan aşağı kalır yanı yoktu. Hanım sahabeler arasında harbe iştirak eden ilk İslam kadınlarındandı.

Uhud günü gösterdiği cesaret ve sabırla örnek olduğu gibi Hendek günüde dimdik ayakdaydı. Hendek Savaş’ında gösterdiği kahramanlık şöyleydi:

Kureyş ve avaneleri Uhud savaşında aldıkları zafer ile bu kez Medine’yi alıp Müslümanları ortadan kaldırmayı düşünüyordu. Büyük bir güç toplayıp Medine’ye geldiler. Efendimiz (sav) ise Selman-ı Farisinin(R.A) önerisiyle şehrin etrafına Hendekler kazdırttı. Müşrikler Hendekleri görünce şaşırdı. Mücahitler de hendekleri geçmemeleri için savunma yapıyorlardı.

Kadın ve çocuklar ise kalelere yerleşmişti. Yahudilerden gelebilecek tehlikeye karşı bazı cesur kadınlar burada nöbet tutuyordu. Şair Hasan bin Sabit’de onları korunmakla görevliydi. Ancak kendisi yaşlı ve çelimsizdi.

Harbin kızıştığı onlarda yahudinin biri Müslüman kadınların bulunduğu yere sabahın karanlığında geldi ve kalenin etrafında dolanmaya gözetlemeye başladı. Hz. Safiyye onun ne niyette bir casus olduğunu anladı. Beni kureyza yahudilerinin Peygamber’le (sav) olan anlaşmayı bozduklarını ve içerden savunmasız Müslüman kadınlara zarar vermek istediklerini keskin ferasetiyle anladı ve Hasan b. Sabit’e :

  • Şu yahudi kalenin etrafında dolanıyor. Onun bizim yerimizi bir yahudiye göstermeyeceğinden emin değilim. Git onu öldür dedi.

 

O da şöyle cevap verdi.

  • Ey abdulmuttalibin kızı, Allah seni esirgesin. Ben, onun yanına inecek kuvvetli olsaydım Rasul-i Ekrem ile hendeğe gider savaşırdım.

Bu cevap üzerine Hz. Safiyye eşarbını sıktı, elbiselerini beline topladı, bir erkek gibi  oldu. Çadır direğini alıp kalenin kapısına indi. Kapıyı sesizce araladı. yahudinin görmesine fırsat vermeden ani bir saldırı ile direği başına indirdi. Art arda indirdiği darbelere yahudiyi öldürdü. Elindeki bıçağıyla başını kesti ve getirip kaleden fırlattı. Yuvarlanan baş, arkadaşlarından haber bekleyen diğer yahudilerin önüne düşünce korkup şöyle dediler:

  • Muhammed’in kadın ve çocukları koruyucusuz bırakmadığını kesin öğrendik

Müslümanları alçakça arkadan vurmak isteyen yahudiler hedeflerine ulaşmadan geri döndüler. Böylece Hz. Safiyye yahudi bir düşman erkeğini öldüren ilk Müslüman kadın olarak tarihe geçti bu cesareti ve yiğitliği gösterdiği gün 58 yaşındaydı.

Beşeri ideolojilerin özgürlük sloganlarıyla bastırılmış, acizleştirilmiş, yürekleri sönmüş bu neslin kadıları bizler 30lu 40lı 50li yaşlarda olupta ben şimdi bu yaşta bu saatten sonra ne yapabilirim ne öğrenebilirim diyen Anneler, ablalar, bacılar Hz.Safiyye olabiliriz. Allah’ın gücü kudreti buna yeter. Yeterki bizler onun dini için mücadele edelim. Amacımız gayemiz yeterki Allah azze ve celle’yi razı etmek olsun.  Allah’ın dini için bizlere gönderdiği kitabında da bildirmiş bizleri müjdelemiştir.

Ey İman edenler!

Eğer siz Allah’ın dinine yardım ederseniz Allah da size yardım eder ve ayaklarınızı sabit tutar. (Muhammed suresi 7. Ayet)

Rabbim bizleri kendisine hakkıyla kul olabilmek için mücadele edenlerden eylesin ve Müslüman olarak can vermeyi nasip etsin.AMİN

ELHAMDULİLLAHİ RABBİLALEMİN

 

Yorum Yaz