MENÜ
Maltepe Escortpendik escort
alanya escort

Hasan-ı BASRİ (RH.A)

116 defa okunduYorumlanmadı kategorisinde, tarihinde yayınlandı
Hasan-ı BASRİ (RH.A)

بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحٖيمِ

Hamd âlemlerin Rabbi Rahman veRahim, ölüden diriyi- diriden ölüyü çıkartan, geleceğinde hiç şüphe bulunmayan gününsahibi, mümin kullarına merhametli, inkârcılara şiddetli, indirmiş olduğu Kur’anile bizlere izzet bahşeden ALLAH(CC) aittir

Salât ve selam âlemlere rahmetolarak gönderilen kendi döneminde ve kendisinden sonra var kılınanmükelleflerin ona(sas) itaatten başka kurtuluşunun mümkün olmadığı önderimizkomutanımız Hz. Muhammed sas’e âline ashabına, bugünden önce yaşamış bugünyaşamakta olan ve kıyamete kadar yaşayacak, hakkın gönüllerini aydınlattığı mücahidmüminlere selam olsun.

Evet kaldığımız yerden devamediyoruz. Muhakkak ki Allah cc ve Resulü’nün bildirdikleri haktır. Bu hakka iseancak belli bir çaba ve gayret sonucu ulaşılabilir. İlim ehlinin Kuran’daPeygamberimizin hadislerinde ve insanlar nezdinde de değeri malumdur. Nasihatalmak, gün içindeki gafletin ruhun üzerindeki etkisini azaltmak için doğrusebeptir. Hülasa kendisi ilim ve irfanıyla, takva ve zahid amelleriyle ümmettarafından sevilen Âlimlerimizden Hasan-ı Basri (Rah) birazda olsa tanımayaanlamaya çalışalım.

(642) yılında Medine’de doğdu. Babası Yesâr’ın (Müslümanolmadan önceki adı Feyrûz), Irak’ın fethi sırasında Basra yakınlarındaki Meysânkasabasından Medine’ye getirilen esirlerden olduğu söylenir. Oğlunun şöhretidolayısıyla daha çok Ebü’l-Hasan adıyla tanınan Yesâr, kaynaklarda Zeyd b.Sâbit’in veya Enes b. Mâlik’in halasının âzatlısı olarak gösterilir veefendisine nisbetle kendisine Ensârî nisbesi verilir.[1]

Hasan-ı Basrî’nin annesi Hayre, Resûl-i Ekrem’ineşi Ümmü Seleme’nin âzatlısı ve hizmetkârıdır. Bundan dolayı Hasan’la daha çokÜmmü Seleme ilgilenmiş, bilgili ve hakîm bir kişi olarak yetişmesinde buortamın büyük rolü olmuştur.[2]

Bir keresinde devrin insanlarının tenkidini, sahabe-ikiramın zikrini ve İslâm ahlâkının tarifini yapar­ken şöyle söylemiştir: Vahvah, yazıklar olsun; aşırı istekler, hayali bek­lentiler, insanları mahvetti.Laflar çok, amel ve uygula­malardan hiçbir eser yok. İlim var fakat gereğiniyerine getirmek için ne azim ne de bir gayret var. İman var fa­kat yavan vekuru. Her taraf insan dolu ama kafaların­da beyin yok. Gelip gidenleri, onlarınhışırtılarını duyu­yorum ama içten bir dost göremiyorum (samimi insan yok).Millet önce girdi (İslâm’ın özüne), vallahi sonra da çıktı. Önce her şeyiöğrendiler, sonra inkâr ettiler. Önce haram olduğunu kabul ettiler, sonra dahelâl saydılar. Sizin dininiz nedir? Ağzınızda sakız.

Birinize, âhiret gününe inanıyor musun diye sorul­sa hemen, evet der.Kıyamet gününün sahibine yemin ederim ki yalan söyledi. Mümine yakışan dindesağlam olması, iman sahibi ve kesin inançlı olmasıdır. Onun il­mi için hilim,Hilmi için de ilim süs olmalı. Akıllı fakat yumuşak huylu olmalı.
Güzel giyimi ve zorluğa katlanması yoksulluğunu örtmeli. Zengin olursa itidalliolmayı elden bırakmama­lıdır. Sadaka ve fakirlere harcamalarında şefkatli, peri­şandurumda olanlara merhametli, haklıya hakkını vermekte cömert ve geniş kalbli,adalet ve insafta dü­rüst olmalıdır.

Mümin; birinden nefret ettiğinde aşırılığagitmez. Birine sevgi ve muhabbet beslediğinde onun hakkında şeriattan tavizvererek, onu kayırarak günah işlemez. Ne kusur arar, ne alay eder. Laf taşımaz,zevk ü sefa peşinde koşmaz. Lüzumsuz sözlerle boşboğazlık yap­maz. Hakkıolmayan şeyin peşine düşmez. Ödevi olan şeyi reddetmez. Özür göstermekte haddiaşmaz. Başka­larının felâketine sevinmez.

Mü’minin namazı huşu içinde (kendini Allah’a ver­mişhalde) olur, rükûa gidişi hızlı (istekli)dır. Onun işi şifa bahşeder. Sabrıtakva, sessizliği (sükûtu) baştanbaşa tefekkür, bakışı tamamen ibret ve dersalmadır.

Âlimlerin meclisine gider, ilim öğrenmek için;onla­rın yanında sükût eder, rahatsız etmemek için. Konu­şursa (sevap) kazanmakiçin, faydalanmak için. İyi bir iş yaparsa sevinir, kötü ve yanlış bir işyaparsa tevbe ve istiğfar eder. Kendisine bir densizlik yapılırsa yu­muşakbaşlı davranır. Zulmedilirse sabreder. Kendisi­ne hakaret edilirse adaletlekarşılık verir.

Allah’tan başkasından yardım dilemez. Ondan baş­kasınasığınmaz. Topluluk arasında vakarlıdır, tek ba­şına bulunduğunda şükreder.Rızkına kanaat eder; felâketlere, musibetlere sabreder. Gafiller arasında bu­lunursahakkı söyleyenlerden, hakkı söyleyenler ara­sında bulunursa tevbe ve istiğfaredenlerden olur.

Hz. Peygamberin sahabeleri işte böyleydiler. Dere­ceve sıralarına göre, dünyada yaşadıkları sürece şanla­rına yakışan şekildeyaşadılar. Sonra teker teker Al­lah’a ulaştılar.

Ey Müslümanlar! Sizden önceki salih (olgun)Müslümanlar da öyle idiler. Ancak siz değiştiğiniz için Al­lah da sizideğiştirdi:

‘Bir millet kendi iyi hallerini kötü ve fenahâle, çevirmedikçe Allah o milletin halini kötü hale çevirmez. Allah birtopluluğa da bir kötülük diledi mi onun geri çevrilmesi imkânsızdır. Ve toplumiçin Allah’tan başka bir koruyucu da yoktur.

Hasan-ı Basrî şöyle buyurur: Bu davet ilkmüminlerin kulağına ulaşınca onlar hemen o anda îman ettiler, ona hemen lebbeykdediler. Bu davete iman, onların kalplerinin derinliklerine işledi. Onlarınkalpleri, bedenleri, gözleri Allah’ın heybeti, azameti karşısında eğildi.Vallahi ben onları gördüğüm zaman, sanki onlar dinin gerçeklerini gözleri ile görmüşgibi iman ediyorlar gördüm. Onlar birbiri ile çekişen ve yanlışın peşinde koşankimseler değildi. Lüzumsuz sözlerle uğraşmazlardı. Allah’tan onlara ne gelmişsehemen inandılar.

Bu samimiyet, ihlâs, dine sarılma, ilmî ve manevî kemallerin etkisi sonucubütün Basra şehri ona bağlan­mış, ona meftun olmuştu. H. 110 yılında vefatedince bütün şehir halkı onun cenazesini uğurladı.[3]

Alimler ümmet için bazen kandil, bazen sevk memuru konumundadır. Karanlıklara daldıklarında onları Kuran’ın hikmet ve manasını açıklamak suretiyle aydınlığa kavuştururlar. Bazen ise aydınlık olmakla birlikte hangi tarafa yürümenin faydalı olduğunu bilemediklerinde onları sevk ve idare ederler. Ancak Allah cc ve Resulünün Âlimlere verdiği değerden habersiz olarak yaşayan kimseler bunu nasıl anlayabilir. Allah cc bizleri onların nasihatlerine kulak veren ve gereğince amel eden, bugünde kendilerini İslam’a adamış ulemanın izinden giden İhlas sahibi kullarından eylesin İNŞAALLAH.

Selam ve dua ile  

اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَمٖينَ


[1] (İbnSa‘d, VII, 156).

[2] (İbnHallikân, II, 69; Ahmed Halîl Cum‘a, I, 161-167)

[3] Ebu’l-HasanEn-Nedevi,

Eymen GÜÇLÜTüm Yazıları
Yorum Yaz