MENÜ
Maltepe Escortpendik escort
alanya escort

GERÇEKTEN RAZI MISIN?

329 defa okunduYorumlanmadı kategorisinde, tarihinde yayınlandı
GERÇEKTEN RAZI MISIN?

 

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM

 

Hamd; görülen görülmeyen bütün alemi yoktan var eden, kendisine iman eden kullarını karanlıklardan aydınlığa çıkartan, onlara doğru yolu bulmaları için kitaplar ve peygamberler gönderen, her türlü zorluk anlarında onları destekleyen ve yalnız bırakmayan, kayıtsız şartsız hakimiyetin sahibi yegane tek ilah ve rabb olan Allah (cc)’a mahsustur.

Salat ve selam, hidayet önderi, kafirlere karşı şedid, mü’minlere karşı merhametli, yeryüzünün en şerefli öğretmeni, kumandanı, devlet başkanı olan kendisine ittiba olmaksınız Cennet’in imkansız olduğu zamanının ve günümüzün ve kıyamete kadar gelecek olan bütün kafir ve müsteşriklerinin korkulu rüyası, yeryüzünün en büyük inkılapçısı Allah Rasulu (sav)’e, tertemiz ehli beytine;

Allah’ın dinini yedi düvele yayan ve bu uğurda canlarından ve mallarından vazgeçen, bugünkü hayali kahramanların (Hollywoood) da ötesinde gerçek kahraman olarak yeryüzünde yürüyen tekbir sesleriyle kafirlerin kalplerini yerinden oynatan ayak sesleriyle elleri havaya kaldırtan itaatiyle kıyamete kadar insanlara ışık tutan o kutlu ashaba salat ve selam olsun.

Ve son olarak; selam siz değerli okuyucularımızın üzerine olsun…

İslam, insanlar için seçilmiş olan tek hayırlı ve hak dindir. Hayırda ve doğrulukta diğer dinlerle müşterekliği olmayan en hayırlı en doğru din değil “tek” hayırlı ve “tek” doğru dindir.Ve zorlama ve zorbalık sonucuyla girmeyi yasaklayacak kadar şereflidir de aynı zamanda. E tabi sadece dil ile kabul edip sonrasında serbest bırakacak kadar da basit değildir haddi zatında. Eveet tam da burası… Hadi başlayalım…

Ne yazık ki İslam, bugün kendisine nispet edilenler tarafından basite indirgenmiş, herkesin hakkında rahatlıkla konuşabildiği, kavli pratiklerden başka ritüeli olmayan, geri kalmış, bilime karşı olan, tahakkümü olmayan bir din olarak yansıtılıyor… (Haşa)

Peki ya peygamber?. Evet o da ümmeti olduğunu söyleyenler tarafından; ak sakallı, etliye sütlüye karışmayan, elinde asasıyla dışarı çıkıp çocukların sırtını sıvazlayıp onlara şeker dağıtan, ümmetine sadece misvak sarık takke cüppe bırakan bir kişi olarak yansıtılıyor… (Haşa)

Peki ya Rabb ? Bu kavramda ; Rabb=Allah olarak bilinip, manasının ne olduğuna dair en ufak bir bilginin olmadığı, gök işlerini idare eden, iyileri seven, kötüleri sevmeyen, yaratan, insanların işlerine karışmayan olarak tanınıyor… (Haşa)

Yukarıda Rabb, İslam ve peygamber hakkında eksik bilgilerin olduğu manzaralardan ufak bir kesit sunmuş olduk. İşin can alıcı noktası ise şurası; eksik bırakılması başlı başına bir suç olmakla beraber eksik bırakılan yer haince doldurulmuştur… İslam’ı eksik anlayanlar, tahakküm yönünü bırakıp beşeri ideolojilere vererek ihanet etmişlerdir. Peygamberi eksik anlayanlar, Onun (sav) önderliğini bırakıp, izinden gidecek ve itaat edecek merci olarak risaleti değil heva ehlini tercih ederek ihanet etmişlerdir. Rabb’ı eksik anlayanlar ve tanıyanlar, helal ve haram tayin edici olarak ya nefisini ya da başkalarının nefsini tayin ederek, terbiye metodunu zanilerden ve şehvetperestlerden alarak, gözetiminden korkması gereken yaratıcı varken elalemin görmesinden ve demesinden korkarak ihanet etmişlerdir….

Ya Rabb sen bizi gafletten koru, sana iman ettiğini seni Rabb olarak kabul ettiğini söyleyip, din olarak İslam’dan razı olduğunu söyleyip yine aynı şekilde peygamber olarak Hz. Muhammed (sav)’den razı olduğunu söyleyip de ihanet edenlerden eyleme…

Ebû Sâid el-Hudrî (r.a.)’den rivayet edildiğine göre Resulullah (s.a.) şöyle buyurmuştur:

“Rab olarak Allah (c.c.)’ı, din olarak İslâmı ve Peygamber olarak da Muhammed sallellahü aleyhi vesellemî seçip beğendim” diyen kimseye cennet vâcib oldu.”(Ebu Davud/Salat-Vitir/26-1529)

Nasıl olurda bunu söyleyen ihanet eder derseniz eğer, rabbın, peygamberin İslam’ın ne olduğu bilmeyenler onlardan razı olmanın da ne olduğunu bilemediler.Bu hadisin şerhinde şunlar kaydedilmiştir;

Hadis-i şerif, Allah’a inanıp İslama gönül veren Hz.Muhammed’e ümmet olmaktan şeref duyan kimsenin mutlaka cennete gireceğini haber veriyor. Bu sözleri söylemek iman etmek demektir.Ancak bunları sadece dil ile söylemek kişinin kurtuluşu için kâfi değildir.

Allah’ı Rab olarak seçmekten maksat, ona itaat edip başkasına ibâdet etmemektir. Din olarak İslâm’dan hoşnut olmak, onun esaslarına uyup İslâm dışı ideolojilerden uzak kalmakla olur. Hz. Muhammed’in ümmeti olmaktan şeref duymak da onun sünnetini tâkib etmeyi gerektirir. Bu hadisin mânâsı: “Ey habibim, de ki; “Allah’ı seviyorsanız bana uyun, Allah da sizi sevsin. Ve günahlarınızı bağışlasın. Allah affeder ve merhamet eder”(Al-i İmran/31) mealindeki âyet-i kerime düşünüldüğü zaman daha iyi anlaşılacaktır.

Hadiste, belirtilen sözleri söyleyerek iman eden ve bu iman üzere ölen kişinin o anda Cenneti hakettiği anlaşılmaktadır. Ancak bu hakediş, o sözü söyledikten sonra azabı gerektiren bir hareketin yapılmaması, yapılmışsa bile Allah’ın affına mazhar olunmuş olması şartı ile kayıtlıdır. Eğer imana delâlet eden bu sözler söylendikten sonra azabı gerektiren bir suç İşlenmiş ve bu suç affedilmemişse, Cennetin neticede yani ceza çekildikten sonra vacip olduğunu anlamak icab eder.( Sünen-i Ebu Davud Terceme ve Şerhi, Şamil Yayınları: 6/35.)

Şerh kısa ve öz şekilde meseleyi özetlemiştir. Kalınlaştırılmış olan yerlere tekrar tekrar dönüp bakıp iyice düşünmenizi ve gerçekten neyden razı olup neyden de vazgeçtiğinizi iyice düşünüp bu işin neresinde olduğunuzu bulup yapılması gerekeni yapmanız deliğiyle… Selamun Aleykum…

(Bir sonraki yazımızın konusu razı olanların vasıflarıyla ilgili olacaktır.)

 

TEVFİK ALLAH’TANDIR…

 

SELAM VE DUA İLE

 

ELHAMDULİLLAHİRABBİLALEMİN

 

Mu'sab DOĞANTüm Yazıları
Yorum Yaz