MENÜ
Maltepe Escortpendik escort
alanya escort

FİTNE, FİTNEYE SUSMAKTIR

213 defa okunduYorumlanmadı kategorisinde, tarihinde yayınlandı
FİTNE, FİTNEYE SUSMAKTIR

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM

Hamd; yaratılmışların kendisine gereği gibi Hamd etmekten ve şükretmekten aciz olduğu, gereği şekilde yapılamayan Hamdleri ve şükürleri kabul eden, kullarına kabul ettiği kadarıyla şükredebilecekleri ve hamd edebilecekleri imkânları var eden ve sonra onlara; “Şükrettiniz ve hamdettiniz” diyen; Rahman, Rahim, Rauf, Ğani, Latif olan sevilmeye ve rağbet edilmeye tek layık olan yegâne Rab ve İlah; Allah (Subhanehu ve Teala)’ya mahsustur. O ki kulların kendisini yüceltirken dahi aciz kaldığı el-Aliyy olan Allah’tır. O’na kulluk eder ve O’ndan yardım dileriz.

Salat ve selam; zirve kulluğun reçetesini elinde ve hayatında bulunduran, mükelleflere lazım olan ahlakı üzerinde barındıran, kendisinin ardından gelecek olanlara kolaylık sağlayan, mahlûkat içerisinde benzeri olmayan lider, Allah’ın dilemesiyle iki dudağının arasından çıkanlarla insanları dirilten, müminlere karşı şefkatli kâfirlere karşı şedid olan Muhammed b. Abdullah (sas)’in üzerine olsun. O öyle bir konuma ve hayata sahip ki; Allah’a sevimli gelmek isteyene ne kadar amel ve tavsiye lazımsa hepsini içinde barındırmaktadır. Zira O’(nun) yaptıkları ve yapmadıkları Din’ de emirleri, ecirleri, güzel görülenleri, yasakları ve hoş görülmeyen şeyleri teşkil etmiştir.

Ve yine selam; tertemiz ehli beytine, sahabesine ve tüm müminlerin üzerine olsun…

İslam toplumu birbiriyle dayanışma ve yardımlaşma içeresinde olan topluluktur. Onların bu hali korumalarının sebebi birlik ve beraber içeresinde olmalarındandır. Aslında böylesi uyumun içeresinde olmalarının sebebi kendileri değil bizzat İslam’ın kendisidir. İslam onları bu hale getirmiş ve onları eğitmiştir. Bu ayki yazımızda birlik ve beraberliğin yardımlaşma ve dayanışmanın sürekliliğini sağlayan bir kavramdan bahsedeceğiz inşallah. O kavram da; Nasihat.

Nasihat kavramının lügatteki yerinden uzun uzadıya bahsetmektense bizim hayatımızdaki yerinden daha çok bahsetmek istiyorum. Zira nasihatin ne olduğu hususunda çoğunluğumuz malumat sahibi. Konuya bir ayetle giriş yapalım;

“Şüphesiz Allah, kendi yolunda, sanki birbirlerine kenetlenmiş bir bina gibi saf bağlayarak çarpışanları sever.” (Saff/4)

Yok yok savaştan bahsetmeyeceğim, konu o değil. Dur hemen kendini dâhil etme o safların içine, yoksa bu yazıdaki NASİHATLERİ alamayacaksın.

Bu ayette Allah, düşman karşısında müminlerin sergilediği tablodan bahsediyor. Düşman, orduya baktığı zaman oradaki birlik ve beraberliği görüp endişeye kapılıyor ve azmi, şevki kırılıyor. Kolay lokma olmadıklarını hissediyorlar. Öyle bağlanmışlar ki birbirlerine; savaş gibi bir durumda dahi olsalar, savaşın zorluğunu bahane edip bencil davranmak ya da kaytarmak gibi amellere kalkışmamışlar. Savaştır deyip yanlışlara hatalara göz yummamışlar. Onları ayakta tutan şey, savaşta olsa dinden taviz vermemeleriydi.

Yoksa düşman o orduya baktığında; parça parça olmuş bir topluluk görüyorsa endişeye kapılmayacaktır. Endişeye kapılmadığı için onlar adına tedbir de almayacaktır. Onları fitneye düşürmeye gerek yok onlar zaten birbirlerini fitneye düşürüyorlar. Düşmanın vermek istediği zararı onlar zaten birbirlerine olan davranışlarıyla bir nebze de olsa gerçekleştiriyorlar. İçlerine itaatsizliği sokmaya gerek yok çünkü itaatsizlik edene ses çıkaran yok. Belki düşman müdahale etse bu kadar zarar veremez.

Susmak, İslam toplumuna verilecek en büyük zararlardandır. Fitne büyük yıkımlar gerçekleştirebilme özelliğine sahiptir ve fitne, fitneye susmaktır. Birliği parçalayan düzeni bozan şey, çatlaklara ses çıkarmamaktır. Çatlaklar ilerledikçe artık yıkım gerçekleşir. Eğer yapıştırılmaz onarılmazsa o küçücük çatlak büyük yıkımlara sebep olacaktır. Küçüktür deyip küçümsemek bir yerde ona fırsat tanımaktır. Dolayısıyla “..sanki birbirlerine kenetlenmiş bir bina gibi saf bağlayarak…” ayeti dillerde kalan bir özellik haline gelir. Nefis ise birkaç tane özelliğe sahip olmakla ayette bahsedilen kimselerden olduğumuzu zannettirir. Nasihat konusunda herkes ne yapması gerektiğini biliyor. Sessizliğin sebebi nasihatin ne olduğunu bilmemekten değil, nasihat etmesi gerektiğini bildiğinden. Evet belki çok garip gelecek ama nasihat edilmesi gerektiği bilindiği için nasihat edilmiyor. Sadece biliyor çünkü. Bilgi safhasında kalıyor kısacası. Nasihat edilmesi gerektiğini bilmek yetmez, onun zaruretini hissetmek şarttır.

Nasihat hakkında bildiklerimiz uygulamak bizi sonuca götürecektir. Ben nasıl nasihat edilir bundan bahsetmek yerine nasihatin hatırlatmasını yaparak nasihatte bulunmak istedim. Zira nasıl nasihat edilir, kabul etmezse ya da seni dinlemeyecekse neler yapılır sen bunu çok iyi biliyorsun, hatta risale bile yazarsın belki nasihat hakkında…

Yeryüzündeki tek doğru dine sahip olup onun doğruluğundan faydalanmamak müminlere yakışmaz. Bu dinin doğruluğundan faydalanmak; onun emirlerini uygulayınca kesinlikle sonucun geleceğine inanmaktır. Birlik ve beraberliğe götürecek tek dine sahip olup bu konuda geri kalmak o dinin emirlerine yapışılmadığının göstergesidir.

Yapabileceğin şeyleri küçümseme. Ben yapsam ne olur ki deme. Sen at o taşı. Küçük de olsa at. Fayda vermeyeceğini düşünsen de at. Atmaktan vazgeçme. Zira atmadığında değil ATMAKTAN VAZGEÇTİĞİNDE kaybederiz. Atmamanın verdiği açık kapanır, atanlar atmaya teşvik ederler ama ya ATMAKTAN VAZGEÇİLİRSE… Ne atan kalır ne de atmayanı teşvik eden…

Bak ne diyor Kutlu Nebi (sav);

“Canım, kudret elinde olan Allah’a yemin ederim ki: Mutlaka iyilikleri emredecek ve kötülüklerden insanları sakındıracaksınız. Böyle yapmaz iseniz Allah size bir ceza gönderiverir de ona dua edersiniz duanız kabul olunmaz.” (Tirmizî rivâyet etmiştir.)[1]

“Rabbinin âyetleriyle nasihat edilip de onlardan yüz çeviren ve daha önce işlediği günahları unutandan daha zalim kim olabilir? Biz onların kalbleri üzerine (Kur’ân’ı) anlamalarına engel olan bir ağırlık, kulaklarına da sağırlık verdik. Ey Muhammed! Sen onları doğru yola çağırsan da onlar asla hidayete ermezler.”(Kehf/57)

VELHAMDULİLLAHİRABBİLALEMİN

TEVFİK ALLAH’TANDIR…

SELAM VE DUA İLE…

[1] Tirmizi – Fiten 9.Bölüm 2169 nolu hadis

Mu'sab DOĞANTüm Yazıları
Yorum Yaz