MENÜ
Maltepe Escortpendik escort
alanya escort

DİKKAT EDİN! YARATMAK DA EMRETMEK DE ALLAH’A MAHSUSTUR

153 defa okunduYorumlanmadı kategorisinde, tarihinde yayınlandı
DİKKAT EDİN! YARATMAK DA EMRETMEK DE ALLAH’A MAHSUSTUR

 

بِسْــــــــــــــــــــــمِ اﷲِارَّحْمَنِ ارَّحِيم

 

Hamd gökleri ,yeri ve ikisi arasındakileri emsalsiz yaratan, Rahman sıfatı ile mahlukata merhamet eden Rahim sıfatıyla müminlere sonsuz rahmet eden asileri kahrı perişan eden hükmünde ortağı olmayan tek İlah Rab ve Mabud alemlerin Rabbi olan Allah’a dır.

Salat ve Selam son Resul yaşayan Kur’an Hz.Muhammed’e aline, ashabına ve önderi Rasulullah (sav) rehberi Kur’an olan müminlerin üzerine olsun.

 

” Gökleri ve yeri yoktan var eden O’dur. Eşi de olmadığı halde, nasıl olur da çocuğu olur? Her şeyi yaratan O’dur. Ve O, herşeyi bilendir.İşte Rabbiniz Allah bu! O’ndan başka ilâh yoktur; O, her şeyin yaratanıdır. O’na kulluk edin, O her şeye vekildir.” Enam 101-102

İnsanlık tarihi boyunca süre gelen ilmi bir delile dayanmaksızın kuruntu, uydurma ve iftira niteliğinde olan yakıştırmalarına , sözlerine aklı harekete geçirerek akla hitap eden, yanlış düşüncelerden arınmaya teşvik eden ayetler.

İnsanlardan bir kısmı cinleri Allah’a (c.c) ortak koştular ve koşmayada devam ediyorlar. “Yahudilerden bazıları ‘Üzeyr, Allah’in ogludur; dediler. Hristiyanlar da: Mesih Allah’in ogludur’, dediler. Hatta Melekler Allah’ın kızlarıdır dediler. Bütün bu uydurulan ahmakça sözlerden Alemlerin Rabbini tenzih ederiz.

Hz. İsa (a.s)’a verilen mucizeler..

1-Beşikteyken konuştu.

2-Ölüleri diriltirdi.Bilhassa dört ölüyü dirilttiği meşhurdur. Bunlar Sam bin Nûh,Şeddad bin Âd,Mâsân bin Mâlân ve Beni İsrail’den bir çocuktur.

3-Anadan doğma kör olanları sağlamlar gibi gördürür, bir cilt hastalığı olan baras illetini iyi ederdi. Eliyle hastaya dokunguğunda iyi olurdu. Eliyle mesh etmek sûretiyle hastaları tedâvi ettiği için kendisine Îsâ-i Mesih dendi.             (Mâide sûresi:110)

4-Âl-i İmrân sûresi 49. âyetinde bildirildiği gibi kavminin yedikleri veya yemek üzere sakladıkları şeyleri haber verirdi.

5-Mâide sûresi 110. âyetinde bidirildiği gibi çamurdan kuş yapıp üzerine üfleyince, Allahü Teâlânın izniyle canlanıp kuş olurdu.

6-Mâide sûresi 114. âyetinde bildirildiği üzere Havârîler, içinde yiyecek bulunan bir sofranın indirilmesini teklif ettiler.Hazret-i Îsâ ellerini kaldırıp duâ edince, ekmeği ve eti bulunan bir sofra indi.

7-Îsâ aleyhisselâm uykudayken yanında her konuşulanı ve yapılanı bilirdi.

8-Ne zaman istese ellerini göğe kaldırıp duâ edınce o anda yemek ve meyveler önüne gelirdi.

9-Îsâ aleyhisselâm Yahûdîlerden (Benî İsrâil) uzak olduğu hâlde sözlerini ve gizli hallerini bilirdi.

Hz. üzeyr a.s

Hz. Muhammed (s.a.s), Üzeyr (a.s)’in peygamber olup olmadigi hususunda söyle buyurmustur: “Bilmiyorum, Üzeyr peygamber midir, degil midir?” (Ali Nasif et-Tâc, III, 302). Bundan dolayi Islâm inancinda Üzeyr (a.s)’in peygamberligi ihtilafli kabul edilmistir.

Peygamber olsun veya olmasin, Üzeyr (a.s) Allah’a tam manasiyla inanmis, kamil imân sahibi olan bir zatti. Hayati boyunca, Allah’in rizasini kazanmak için şerden kaçmis, hayra koşmustur. Çevresindeki Insanlari da bu sekilde inanmaya ve Allah’in emir ile yasaklarina riâyet etmeye davet etmistir.

Üzeyr (a.s) ile ilgili bulundugu söylenen diger bir ayet de söyledir;

 

“Yahut görmedin mi o kimseyi ki, evlerinin çatıları duvarları üzerine çökmüs (yıkık dökük olmus) issiz bir kasabaya ugradi. “Ölümünden sonra Allah bunlari nasil diriltir acaba!” dedi. Hemen Allah onu öldürdü, yüz sene sonra tekrar diriltti. “Ne kadar kaldin burada?” dedi. “Bir gün yahut bir kaç saat” dedi. Allah ona: “Bilakis yüz sene kaldin. Yiyecegine ve içecegine bak, henüz bozulmamistir. Bir de esegine bak. Seni Insanlar için bir âyet (ibret isâreti) kilalim diye (yüz sene ölü tuttuk sonra tekrar dirilttik). simdi sen kemiklere bak, onlari nasil birbiri üstüne koyuyor, sonra ona nasil et giydiriyoruz. ” dedi. Durum kendisince anlasilinca, “süphesiz Allah’in her seye kadir oldugunu bilmeliyim” dedi (el-Bakara, 2/259).

Bu ayette söz konusu olan zatin kim oldugu hususunda çesitli rivâyetler vardir. Fakat alimlerin ekseriyetine göre bu zat, Üzeyr (a.s)’dir (el-Beydâvî, Envaru’t-Tenzîl, I, 57).

Rasullerin ve Nebilerin Gönderiliş gayesi ;

İnsanlık Tarihi boyunca bir rivayette 124.000 diğer bir rivayette 224.000 peygamber gönderildiği bildirilmektedir. Allah (c.c) İnsanları başı boş bırakmamıştır. Her canlının, Ruhlunun bir yaratılış gayesi olduğu gibi İnsanın da bir gayesi bulunmaktadır.

Rasul ve Nebi’lerin seçilmelerinde ve gönderilmelerinde temelde iki gaye vardır.

1- İnsanları kula kulluktan kurtarıp yalnız Allah’a (c.c) kulluğa davet etmek.

—-İnsanlar Allah’tan (c.c) uzaklaştıklarında değer ölçüleri değişir.Diğer mahlukattan üstün olmalarına vesile olan akıl nimetini kullanamamaları bunun neticesinde ise alçaklık ve zillet içinde yaşamaya mahkum olmuşlardır.

Kula kulluğun doğurduğu bazı olumsuz sonuçlar üzerinde duralım. Aslın da bu kulluk tapınma geniş bir sahaya sahiptir.

* Eşyaya verilmesi gereken asıl değer ; onu kullanmak, faydalanmak ona bağlanmamak ve efendisi olmak. Dengeler değişir ve eşyanın kulu olunur. İnsanın eşyaya hükmetmesi gerekirken eşya insana hükmeder. Ve insan hayatını eşyayı kaybetmemek ve onu kazanmak için uğrunda savaşlar vererek tüketir. Dünyanın süsüne kalbi meyil edeni şeytan Dünya’nın nimetleri ile kandırır ve Rahman’ı unutturur.

* Sevgiyi ve korkuyu yaratılmışlara has kıldığında İnsan asli olarak hiç bir zaman gerçek mutluluğa nail olamaz. Tebessüm ve kahkalar içinde bir çok çehre görürsün ruhları bin bir debelenme içinde hüzün, keder ve mutsuzlukla doludur. Bu Dünya hayatında Adem oğlunun kalbini, ruhunu hiçbir şey tatmin etmez ve bütün mutluluklar geçicidir. Temelinde Dünya ve içindekilere bağlı mutluluklar hüsrandır, aldanmadır.

Cahiliyenin kıskacında, cehalet  bataklığında Allah’ı (c.c) bırakıp O’nun yarattıklarını yada  nefislerini razı etmek uğruna çırpındıkça Dünyalarını ve Ahiret saadetini kaybeden insanlığa Rahman’ın Rahmeti ile gönderdiği peygamberler ” Yalnızca Allaha kulluk edin: O’ndan başka İlahınız yok ” İlahi buyruğu ile insanları Hakka davet etmişlerdir.

Şu bir hakikattir ki yeryüzünde yaşıyan canlılar hiç bir ideolojinin (felsefe) idaresi altında huzura, refaha ve mutluluğa ulaşamamıştır. Yalnız İslamın (Kur’an) hakimiyeti altında izzet ve şerefli bir hayat yaşayabilmişlerdir.

2- İnsanların aralarında ki ilişkileri düzenleyici belirleyici bağlamda teşri’yi insanlardan alıp Allah’a vermek

Teşri (yasama,kanun koyma)’nin Allah’a verilmemesi ile doğan bir kaç  olumsuzluk üzerinde duralım.

* Bu kimselerin ilk yaptıkları şey yeryüzünde fesad çıkarmak ve nesilleri helake sürüklemektir. Kur’an’ın beyanı ile Tağut’tur. İnkar edilmesi imanın ilk şartıdır. Allahu teâlânın varlığına ve birliğine inanmanın gerektirdiği zaruri şarttır.

* Çıkardıkları kanunlar ile toplumu ifsad ederler. Hırsızlık, yolsuzluk, zina, tecavüzler, cinayetler, insanlığın yüz karası suçlar her geçen gün artmaya devam eder.

Akıl sahibi kimseler şunu iyi bilmelidir ki ; peygamberlerin çağrısına uymayanlar kurtuluşa eremezler. Allah subhanehu ve teala gönderdiği peygamberlerin doğrulanmaları tasdik edilmeleri çağrılarına icabet edilmesi için diğer bütün insanları aciz bırakacak olağan üstü haller olmasını diler ve o olur. Hz. Musa a.s gönderildiği çağda siğirbazlar ve siğir zirvede bir rivayete göre 10 bin siğirbazın karşısında Hz. Musa a.s ‘dan insanların ve siğirbazların gözü önünde zuhur eden mucize ve siğirbazların iman edişi. Hz. İsa a.s’ın döneminde tıp zirvede bir tek ölüme çare bulunamıyor ve insanları acze düşürücek bir mucize zuhur ediyor Hz. İsa a.s’ dan. Peygamberlerden zuhur eden mucizeler onların risaletlerinin tasdik edilmesi ve onlara uyulması onların doğrulanması için takdir edilmişken insanlardan bazısının hidayetine bazılarının da delaletine sebep olmuştur. Peygamberlerin getirdikleri insanların başta kendi benlikleri olmak üzere artık hayatlarına Allah’tan (c.c) başka kimsenin karışamıyacağı yalnız Allah’a boyun eğip itaat edileceği ve doğruları, yanlışları – yapılması gerekenler ile yapılmaması gerekenleri belirleyici makamın Allah ve Rasulleri olduğu hakikati insanların bir çoklarının Allah’a (c.c) ve Rasullerine asılsız iftiralarla, uygulamalar ve büyük bir aldanış ile karşı çıkışlarının menheci olmuştur. Allah’ın (c.c) gönderdiği hiç bir şeriatta istediği gibi kafasına göre başı boş bir hayat yaşıyanlara cennet yoktur. Allah subhanehu ve teala kendisine hiç bir şeyi ortak koşmaksızın gönülden rıza ile yönelen kullarına cenneti vaad etmiş ve güzel sonucun o kimselerin olacağını bildirmiştir. O halde biz doğruları ve yanlışları Allah (c.c) ve Rasul’ünden almalı ve gönül rızası ile Allah’a (c.c) ve Rasul’üne tabi olmalıyız.

Yeryüzünü işgal eden ve Dünya ve insanlık aleminin uru olan tağutlar. Günümüzde de görsel ve yazılı basın yolu ile tağutlar insanları Allah’tan uzaklaştırmak kendi iktidarlarını korumak adına Allah’a (c.c) savaş açmışlardır. İnsanların zihinlerinden tek yoktan var eden mutlak yaratıcı Allah’ın yaratma sıfatını insanlara atfetmekle bir kaç misal ile pozisyon yarattı, zihinsel engelli telefonlarla yeni kişi yarat gibi safsatalarla insanların üzerlerinde ki hakimiyetlerinin devamlılığını garantileme telaşında ve yeryüzünün en büyük fitnesine hazırlık yaparak zemin hazırlamaktadırlar. Her şeyi yoktan var eden Allah subhanehu ve teala tek ve gerçek sahip, otorite hakimiyetin  tek sahibidir.

ACİZ MUHTAÇ YARATILMIŞ TAĞUTLARA GÖNÜL BAĞLAYIP, TESLİMİYETLE İTAAT EDİP KAHHAR, ŞEDİDUL İKAB ALLAH’IN GAZABI VE LANETİMİ ?

YOKSA ;

GÖKLERİN VE YERİN YARATICISI EŞİ VE BENZERİ OLMAYAN HERŞEYİN YARATICISI HERŞEYİ EN İYİ BİLEN VE HERŞEYİN ÜZERİNDE VEKİL OLAN ALEMLERİN RABBİ İLAHI ALLAH SUBHANEHU VE TEALAYA GÖNÜLDEN BAĞLANIP, TESLİMİYETLE İTAAT EDİP TAĞUTLARIN GAZABIMI ?

 

Biz de Musa’ya “Sen de asânı bırakıver.” diye vahyettik. Birdenbire asâ, onların bütün uydurduklarını yakalayıp yutuverdi.

Artık hakikat ortaya çıkmış ve onların bütün yaptıkları boşa gitmişti.

Orada mağlup olmuş ve küçük düşmüşlerdi.Sihirbazlar hep birden secdeye kapandılar.

“Âlemlerin Rabbine iman ettik.” dediler.

“Musa’nın ve Harun’un Rabbine.”

Firavun: “Ben size izin vermeden iman ettiniz ha!” dedi. “Şüphesiz bu bir hiledir, siz bunu şehirde kurmuşsunuz, yerli halkı oradan çıkarmak istiyorsunuz, sonra anlayacaksınız!”

“Ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama kestireceğim, sonra da bilin ki, sizi astıracağım.”

Onlar da: “Şüphesiz o takdirde biz Rabbimize döneceğiz.” dediler.

“Senin bize kızman da sırf Rabbimizin âyetleri gelince onlara iman etmemizden dolayıdır. Ey Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır ve canımızı müslüman olarak al.” derler.

 

ELHAMDULİLLAHİRABBİLALEMİN

 

 

 

 

Faris ÇİFTÇİTüm Yazıları
Yorum Yaz