MENÜ
Maltepe Escortpendik escort
alanya escort

ALLAH’A (C.C) İMAN’IN İLK RUKNÜ

19 defa okunduYorumlanmadı kategorisinde, tarihinde yayınlandı
ALLAH’A (C.C) İMAN’IN İLK RUKNÜ

 

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM

 

ALLAH’A (C.C) İMAN’IN İLK RUKNÜ

 

Âlemlerin rabbi Allah Subhane ve Teala’ya sonsuz hamdolsun. O’na hamd ederiz ve O’ndan yardım dileriz, mağfireti O’ndan ister doğru yola iletilmemizi O’ndan bekleriz, nefislerimizin kötülüklerinden ve amellerimizin fenalıklarından Allah Subhane ve Teâlâ’ya sığınırız.

Son Nebi, müminlerin önderi, hidayetin rehberi Muhammed Mustafa (s.a.v) Salat ve selam olsun. Devamında Ehlibeytine, ashabına, ashabını takip eden selefine ve O’nun (s.a.v) yolunu izleyen gösterdiği çizgide yürüyenlere, tüm mümin ve Mümine kullarına da selam olsun.

Bugün özelde fertlerin genelde toplumların içerisine düştüğü en büyük münker “Şirk”tir. Bu geçmişten beridir, yeryüzünde yaşayan insanoğlunun ilk zulümlü ve ölümlü hastalığıdır. İnsanların kendilerini ya da kendileri gibi olan beşerleri ilahlaştırmaları olarak ortaya çıkmıştır. Yani bu sorunun temelinde Allah (c.c)’nun yetkilerine müdahale vardır. Nasıl olduğu nereden başladı Bilerek ya da bilmeyerek bu hastalığın içerisine nasıl düştüğümüzün en mantıklı tespitini Yapacak olursak kişinin anne babası Uzak Yakın çevresi aldığı eğitim yetiştiği çevre onun hayatına yön veren inanç ve düşüncelerinin kaynağı olan zihnini oluşturur Buna göre insan mümin olur ya da müşrik. Bu bakımdan zihin yapısı onu inancına akidesine göndermektedir. İnsana hükmetmek isteyen, köleleştirmek isteyen oluşumlar sistemlerde onun Zihnine hitap eder aynı şekilde Allah (c.c) da insanın felaha erebilmesi için öncelikle Zihne hitap eder. Bu sebeple ki insan iki ayrı dinin mücadele alanıdır.

Önceki kavimlerden de şu anki yaşadığımız toplumda da görmekteyiz ki, kendilerinin ya da bir sistemlerinin kullarını (ibadet edicilerini) arttırmak isteyen tağutların yöneldikleri Yapı zihindir. Zihni ele geçirenler inancı yaşayışı eylemi ve pratiği ele geçirmiş demektir. Kısaca ele geçirilmiş  zihin elde edilmiş ibadet edicidir. Bunu misallendirecek olursak; cahili düşüncenin yeryüzündeki herhangi bir toprak parçasına gerçekleştirdiği cahiliye sistemi, sevimli göstermek için kâfir ideologlar kendi elleriyle ürettikleri hükümleri “zamanın ihtiyaçlarının karşılığı” gibi tanımlamaları ya da Haşa Allah (c.c) nun indirdiğinin eksik olduğunu düşünerek Medeni İslam, Çağdaş Müslüman, liberal İslam, laik Müslüman gibi küfür ideolojileri ile İslam’ı birleştirip insan için en hayırlısının olduğunu söylediler.

Beşere ibadet dinini Bu da İslam’dadır diyerek zihinler ele geçirildi. insanlar nefislere ya da sistemlere kul edildi Bunlar sadece birkaç misal ki bunları arttırmak mümkündür.

Küfür sistemlerinin bu Hain Planı  yine vahiyden öğrendiğini tespit etmekteyiz. Peygamberler gönderildikleri kavimlerin cahiliyenin şekillendirdiği inançlarını, zihinlerini temizleyip öyle Tevhide Davet etmişlerdir. Gönderildikleri Kavimlere ilk çağrıları “Ey kavmim sizin Allah’tan başka ilahınız yoktur. O halde yalnız ona kulluk edin.!” dikkat edilirse sahte ilahların sayısının dahi belli olmadığı inançlara Çağrı “Allah’a kulluk edin değil Sizin Allah’tan başka ilahınız yoktur” yani evvela Allah’tan gayri edindiğiniz ilah ya da ilahlarınızı reddedip aynı istikamete onlara yaptığınız gerek kalbi, gerek zahiri ibadetlerinizi reddedip yönlendirilen zihinlerimizin kontrolünü Allah (c.c) teslim edin. Çünkü sizin O’ndan başka ilahınız yok!

Hemen akabinde temizlenmiş zihinlere saf halis katışıksız tevhid inancı ve inancın yönlendirdiği ibadetler gelmektedir. Yine bu çağrıyı şöyle okuyabiliriz; AMENTÜ BİLLAH – KEFERTU BİTTAĞUT, tağutu reddedip Allah’a iman

bunu biraz açıp genişletecek olursak; Tağut Allah (c.c) dan başka ibadet edilen her şeydir. İbni kayyım el Cevziyye (rh.a) tanımıyla tağut;

“Allah (c.c) dan ve Peygamber (s.a.v) den başka hükümlerine başvurdukları yahut Allah (c.c) dan gelmiş bir delil olmaksızın, Kendilerine  uydukları ya da itaat ettikleri kişiye, sistem, tüzük  vs. dir.  Bunun üzerine dikkatlice düşünecek olursanız onlar çoğu Allah (c.c)’nün hükmüyle hükmedilecek yerde tağut’un hükmüne başvurmaktadırlar.” (Alamu-l  Muvakkin –  İbni kayyım C:1 Sh:40)

Allah (c.c) nun Kitabı Kerim’in de  tağutun reddedilmesinin her mükellef üzerine farz olduğu bildirildiğinden dolayı her mükellef zamanın tağutunu tanıyıp onu reddetmelidir. Aksi durumda ise Allah’a iman gündeme gelemez.

Bakara 256: “… Kim tağutu reddedip Allah’a iman ederse, o kopması mümkün olmayan ipe ( urvetul vuska)  tutulmuştur.”

Nahl 36: “ hamdolsun bize her kavme Allah’a kulluk edin kavga topluluktan kaçının deyip tebligat yapması için bir peygamber göndermişizdir.

Redsiz iman Allah indinde kabul olmadığını bu ayetlerden görmekteyiz. Çünkü yeryüzündeki fesadın kaynağı bunlardır. Allah (c.c) ise fesadın kaynağının reddedilmesini emretmektedir. Reddetmekten kastın ne olduğunu “ La” kitabının yazarı şu şekilde açıklamaktadır:

“Kayıtsız şartsız olarak bütün olanlarda Allah (c.c)  ve O’nun (c.c) şeriatına tam bir teslimiyetle bağlanmadıkça ve Allah’ın (c.c) dışında kalan her türlü düzen, sistem, inanç, bakış açısı, kurum, yaklaşım tarzı ve Değer ölçüsü Kesinlikle ve tam anlamıyla Reddedilmedikçe İlah tarafından kabul edilecek nitelikte bir imana sahip olmaya imkân yoktur. Ancak böyle bir tavır sergilendiği takdirde Allah (c.c) ya iman edilmiş, tağut ve tağuti düzenler inkâr edilmiş küfrün karanlıklarından kurtulup İslam’ın nuruna, imanın aydınlığına ulaşılmış olur.”

Bu paragraftan anlaşılacağı üzere Allah (c.c) tağutları ve  düzenlerini reddetmeyen kimsenin imanı bir hakikat değil, iddia olarak değerlendirmektedir. Müminler tağutlardan uzak olup

reddettikleri gibi İslam’a teslim olur ve her türlü destekçilerinden de uzaklaşıp  “Bera” ve “Vera”  “dostluk ve düşmanlık” hukukunu gündemine alırlar imanın bir parçası devamı da bu hukuktadır. Zira kendisi de bir tağut olan firavun, Musa ya

Mümin 26: “Bırakın beni şu Musa’yı öldüreyim…” diyerek düşmanlığını apaçık ortaya koyduğu gibi mümininde tağuta karşı tavrını koyup gereğini yerine getirmeli. Zira ayetten anlaşılıyor ki Musa, Firavun’un elinde büyüyen sevdiği bir şahıs onun öldürme isteği ise Peygamberler ve tağutlar Savaşı’ndan kaynaklanmaktadır. Tağutlar gerek zihinleri ele geçirmek gerekse geçiremedikleri fertleri yok etmekle kendilerine ve sistemlerine ibadet edici arayan yok olmaya mahkûm batılcılardır. Hakk ehlinin de düşmanlarıdır. O halde iman edenler Allah yolunda, küfrederlerse onların yolunda savaşır, mücadele ederler. Allah (c.c) ise onun yolunda olanları müjdelemektedir.

Zümer 17: “ Tağuttan ve ona tapmaktan kaçınıp Allah’a yönelenlere Müjdeler olsun. Kullarımı müjdele.”

Dolayısıyla; Tağutlar ilk inkârımız ve değişmez düşmanımızdır. Tevhid ise ilk sözüm son sözümüz tek mücadelemizdir. Rabbim ayaklarımızı sabit kılsın kendisinin ve bizim düşmanlarımızın yeryüzündeki hâkimiyetini sonlandırıp İslam’ın hâkimiyetini nasip etsin. İnşaAllah. Zaferi göremesek de canımızı bu yolda alsın. Tıpkı İbrahim’in İsmail’in Yakub’un İsa’nın Musa’nın Muhammed (s.a.v) ve  devamındakilerin ki gibi. (Âmin)

 

ELHAMDULİLLAHİRABBİLALEMİN

 

 

Sümeyye SANCAKTüm Yazıları
Yorum Yaz