MENÜ
Maltepe Escortpendik escort
alanya escort

ABDULLAH İBNİ MÜBAREK (RH.A)

95 defa okunduYorumlanmadı kategorisinde, tarihinde yayınlandı
ABDULLAH İBNİ MÜBAREK (RH.A)

بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحٖيمِ

Hamd âlemlerin Rabbi Rahman veRahim, ölüden diriyi- diriden ölüyü çıkartan, geleceğinde hiç şüphe bulunmayan gününsahibi, mümin kullarına merhametli, inkârcılara şiddetli, indirmiş olduğu Kur’anile bizlere izzet bahşeden ALLAH(CC) aittir

Salât ve selam âlemlere rahmetolarak gönderilen kendi döneminde ve kendisinden sonra var kılınanmükelleflerin ona(sas) itaatten başka kurtuluşunun mümkün olmadığı, bizler içinhayatının her alanında en güzel örnekler bulunan, önderimiz komutanımız Hz.Muhammed sas’e âline ashabına, bugünden önce yaşamış bugün yaşamakta olan vekıyamete kadar yaşayacak, tevhidi benimsemiş ve her alanda uygulamakta tereddütetmeyen mücahid müminlere selam olsun.

Geçen yazımızda kısada olsatemas ettiğimiz bir mesele, İslam’ın sadece ismi ile yetinmenin cezasını ümmetağır bir şekilde ödüyor. Kuşkusuz amel, anlama ve kavrama neticesinde kalpteoluşan duygu sonucu meydana gelir. Hem kalplerimizde hem de amellerimizdeki eksikliğigöz önünde bulundurarak önceki cümleye bakınca çözümün ancak doğru vasıtalara sarılmaklamümkün olduğunu görmekteyiz. Anlayış ve idrak insana doğru amaçlar içinkullanması gayesiyle verilen özelliklerdir. Birazdan İNŞAALLAH hayatındankesitler aktaracağımız âlimlerden Abdullah İbni Mübarek(Rah) ‘ın hayatındanbizimde alabileceğimiz dersler ve nasihatler var. Başlamadan önce şu örneğidüşünelim sonra okuyalım; Otobüs, tren veya arabanın arka koltuğunda yolculukyaparken camdan dışarıya doğru bakarız ve ilk başlarda farklı ağaçlar evler veişyerlerini gördüğümüzde dikkatimizi çeker ve bizi etkiler fakat belli birmesafeden sonra artık sadece bakarız. Yani etkileşimini kaybeder, sadecegözümüzün önünden akıp gider. Bizle alakalı olmayan bir ilden geçerken çok dikkatetmezken kendi memleketimize geldiğimizde yada geçerken çok dikkatli bakar veorası hakkında düşünürüz ve hatıralar kalbimizde canlandıkça güler, ağlar,üzülür veyahut tebessüm ederiz çünkü kendimizi orada bulduk. Şimdi yazılanlarıokurken kendimizi orda arayalım ve çok uzak görmeyelim beklide çok yakındır,beklide sadece gözlerle bakmamak lazımdır. Evet; Mücahidlere ve mücahid âlimlere ihtiyacın olduğu şu dönemdehayatıyla dersler veren bir Âlim;

Tebe-i tabiinin büyüklerinden. Mücâhidbir zat olup, hadis ve fıkıh âlimi idi. İsmi, Abdullah bin Mübarek bin VâdıhHanzalî Temimi, künyesi Ebu Abdurrahmân’dır. Emevî halifelerinden Hişâm binAbdülmelik devrinde 736 (H. 118) yılında Horasan’da Merv şehrinde doğdu. 797(H. 181) senesi bir gazadönüşü, Bağdad yakınlarında Hît denilen yerde vefat etti. Türk asıllıdır.

Abdullah bin Mübarek, Salih bir anababadan dünyaya geldi. Ana ve babası ve doğumu ile ilgili menkıbe meşhurdur:Merv şehri kadısının bir kızı vardı. Şehrin eşraf ve ileri gelenleri bu kızıistediler. Kadı, danışmaya ehil olanlarla meşveret etti. Bir de hıristiyankomşusu vardı. “Onunla da meşveret edeyim, başka dindendir ama görünüştekomşumuzdur” deyip, çağırdı. Meşveretten sonra, hıristiyan şöyle dedi: “EyKadı! Bu işte, bizden öncekilerin yolları, âdetleri vardır. Sizden öncekilerinde âdetleri, sünnetleri vardır. Zamanımız insanlarının da âdetleri vardır.Şimdi sen serbestsin. Hangisini istersen seç.” Kadı; “Üç yolu, âdeti de açıkla”dedi. Hıristiyan şöyle anlattı: “Bizim evvelkilerin yolu, asil, soylu birisinibulup, kızını ona verirlerdi. Sizin evvelkilerinizin sünneti, âdeti, takvasahibine (Allahu teâlâdan korkana) vermekti. Zamanımızdakilerin âdeti isezenginleri tercih etmektir. İyi soya, asalete ve kuvvetli dine itibar etmezler.Sen hangisini seçiyorsun!” Kadı; “Ben kendi evvelkilerimizin sünneti ile ameleder ve takva sahibini tercih ederim” dedi. Sonra düşündü. Merv’de, kölesindendaha muttaki (Allahu teâlâdan korkan) ve dindar kimse bulamadı. Kızını onaverdi. Fakat kölesi kırk gün kızın yanına gitmedi. Annesinin bundan haberiolunca, kadıya şikâyet edip; “Böyle Saliha bir kızı, kölene verdin de, henüzyüzüne bile bakmadı, senin bu yaptığın nedir?” dedi. Kadı, (kölesi Mübarek’e;“Ey Mübarek! Sen benim kızıma naz mı ediyorsun da, yanına gitmiyorsun?” dedi.Mübarek cevabında; “Ey Müslümanların kadısı! Bu nasıl söz? Sizin kerimenizenasıl naz edebilirim? Ama siz kadısınız. Bu yüzden kızınızın evinizde ikenşüpheli bir şey yemesinden korktum. Ben ise, lokmalara çok dikkat ediyorum. Onahelâl yemek yediriyor ve kanının tamamen temiz olmasını istiyorum. Allahu Teâlâbize bir çocuk verirse, Salih ve iyi olmasına çalışıyorum” dedi. Kırk gün sonrahanımının yanına yaklaştı. Haram ve helâle bu derece dikkat etmesi neticesinde,Allahu Teâlâ ona Abdullah gibi bir oğul verdi. İşte bu çocuk; bütün dünyanın makbulüolan Abdullah bin Mübarek(Rha) idi.

Abdullah bin Mübarek, ilk tahsiliniMerv şehrinde yaptı. Sonra Bağda’da geldi. Tabiinden büyük âlim, Hanefîmezhebinin imamı olan İmâm-ı azamdan ilim tahsil etti. Ayrıca zamanın meşhurâlimlerinin derslerine devam ederek, hadis ve fıkıh ilimlerinde söz sahibioldu.

“Tezkire”de onun hakkında şöylebildirilmektedir: “Din düşmanları ile cihâd edenlerin başında gelirdi.Âlimlerin sultanı ismini alan Abdullah bin Mübarek, ayrıca yiğitlikte zamanınınbir tanesi idi. Dinimizin büyüklerini görmüş, sohbet etmiş ve onların makbulüolmuştur. Onun hakkında, önceleri hıristiyan olan ve hidayetine vesile olduğu,Hasen ibni İsa Masercis şöyle anlatır: “Abdullah bin Mübarek’in arkadaşlarındanFadl bin İsa, Muhalled bin Hüseyin ve başkaları yanıma gelip; “Haydi Abdullahbin Mübarek’in güzel hâllerini sayalım” dediler. Beraberce şöyle saydık “Onun;ilmi, edebi, fıkhı, nahvi, lügati, şiiri, fesahati, zühdü, verâı, insafı, gece ibadeti,haccı, gazası, biniciliği, kahramanlığı, riyazeti, boşuna konuşmaması,arkadaşlarına karşı gelmemesi ve başkalarıdır.”

Abdullah bin Mübarek’in (rahmetullahialeyh) huzurunda birisi aksırdı. Fakat Elhamdülillah demeyi unuttu. O kimseye, sualsorar gibi bir eda ile “Aksıranın ne demesi îcâbeder efendim?” dedi. O da“Elhamdülillah” deyince, İmâm da; “Yerhamükellah” buyurdu. Bu rivayeti bildirenMuhammed bin Cemil; “Bu edepli hareket bizi şaşırttı. Bu derece edebe hayranolduk” demektedir. Nasihat eden, nasihat edilen, nasihate şahitlik eden!Hepside kazandı samimi bir niyetle yapılan amelin misali bile, cümleleri okuyanbizleri etkilerken birde o ameli işleyenlerin kalplerindeki etkisini düşünelim.

Abdullah bin Sinan (rahmetullahi aleyh)onun cihâd ve kahramanlıklarını şöyle bildirmektedir: “Abdullah bin Mübarek,harpteki kahramanlıklarını gizler, kimsenin kendisini tanımasını istemezdi. Birdefasında, harp sahasında birçok müslümanı şehîd eden ve kimsenin karşısınaçıkamadığı azılı bir kâfiri katletti. Arkasından da beş kişiyi daha öldürdü. O,bu kahramanlığından dolayı tanınmak istemeyip, kendini gizledi. Hatta bana;kimseye söylememem için yemin verdirdi. İhlâs ve takvanın kişiyi taşıdığıderece odur ki sadece nefsi ve akli lezzetler almasını sağlamaz aksiyon vehareket adamı kılar. Dönemin âlimlerinden Fudayl bin Iyâd’a (rahmetullahialeyh)’e yazdığı mektup bu olayı yeterince açıklıyor;

Abdullah bin Mübarek (rahmetullahialeyh) böyle bir gazadan dönünce, Mekke-i mükerremede bulunan âlimlerden Fudaylbin Iyâd’a (rahmetullahi aleyh) manzum bir mektup yazdı. Bu mektupta cihadınfaziletini bildirip, ibadetle meşgul olan arkadaşına, mektubunda özetle şöyledemektedir:

“Ey Haremeyn’de ibadet edip, gözyaşıdöken! Bizi bir gör. Biz kanlarımızla boyanıyoruz. Akınlarda yorulanatlarımızın ayaklarından etrafa saçılan tozlar, bize misk ü amber olurken,oradaki misk-ü amber kokuları sizin olsun derim. Peygamber efendimizden bizehiç yalanlanamayan doğru haber geldi: “Allah yolunda savaşan atların sıçrattığıtozlar, bir kişinin burnunda. Cehennem ateşinin dumanıyla birleşmez.” Allahu Teâlâda mealen şöyle buyurdu: “Allah yolunda şehîd olanlara “Ölülerdir” demeyiniz.Hakikatte onlar diridirler. Fakat siz anlayıp bilemezsiniz.” (Bakara suresi:154) Fudayl bin Iyâd (rahmetullahi aleyh) mektubu gözyaşları içinde okudu.Sonra da; “Ebu Abdurrahmân doğru söylüyor ve bana nasihat ediyor” buyurdu.

Kendi döneminde ilmen zirvelerdedolaşan bir âlime yazmış olduğu mektubun satırları arasında dolaştıkça bugün ilimadına ilmini satan alçakların durumu gözlerimin önüme geliyor. Geliyor da,izzet ve şerefi ilmiyle Allah’a kullukta arayacaklarına ilmi dünyaya alet edenzelillerin haline düşmekten korkmamak elde değil.

Abdullah bin Mübarek (rahmetullahialeyh) vefatı yaklaştığı zaman bütün malını fakirlere verdi. Hizmetinde bulunanbir talebesi dedi ki: “Efendim, malûmunuz üç çocuğunuz var. Onlara mirasbırakmayacak mısınız?” Buyurdu ki: “Onları Allahu Teâlâ ya emanet ediyorum, O,en iyi vekildir. Eğer çocuklarım, Salih olursa, cenâb-ı Hak, onları hiçummadıkları yerden rızıklandırır. Yok, eğer, fâsık olurlarsa, malımın kötüinsanlara kalmasını istemem.” Vefatı anında gözlerini açtı, güldü ve mealen;“Amel edenler, bu ebedî nimete kavuşmak için çalışsınlar” (Sâffât suresi: 61) ayeti-ikerimesini okudu.

Hikmetli Kuran’dan beslenen kalpsahibinden dökülen kelimelerin anlaşılması gerçekten çok önemlidir;

Buyurdu ki: “İlmin evveli niyettir. Sonra anlamaktır. Sonra yapmaktır, sonramuhafazadır, sonra yaymaktır.”

“Nefsini bilen Rabbini bilir” hadîs-i şerifininsırrına eren, nefsini, sokakta gördüğü köpekten aşağı bilir.” Çünkü köpek sanahavlar ve ürkütebilir ama nefsin senden dinini isteyebilir. Şöyle bir muhasebeyaparsan ne demek istediğimi daha iyi anlayacaksındır.

“Âlimleri hafifealanın ahireti, ümerayı hafife alanların dünyası, dostlarını hafife alanınmürüvveti yıkılır.”

“Müstehâblarıyapmakta gevşek davranan, sünnetleri yapamaz. Sünnetleri yapmakta gevşekdavranmak, farzların yapılmasını zorlaştırır. Farzlarda gevşek davranan damarifete, Allahu Teâlâ’nın rızasına kavuşamaz.”

Abdullahbin Mübarek’e (rahmetullahi aleyh); “İnsanların en alçağı kimdir?” diyesorulunca; “Din kisvesi altında dünya menfaati sağlayandır” buyurdu.

Allah’uTeâlâ’ya itaat nimeti kendisine verilen kulun, gayri bir derdi olmaz.

Selam ve dua ile

اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَمٖينَ

Eymen GÜÇLÜTüm Yazıları
Yorum Yaz